
- 20 Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti
- 20.YY BAŞLARINDA OSMANLI DEVLETİ VE AVRUPA
- orta Çağ boyunca İslam dünyası dünyanın en güçlü devletlerini çıkarmıştır. Avrupa devletleri 16. Yy’a kadar kilisenin (Dogmatik Düşünce) etkisi altında olduklarından islam dünyası ile rekabet edebilecek durumda değildi.
- 15. yy’ın sonlarında Avrupa’ da önce coğrafi keşifler ile dünyanın zenginlikleri Avrupa’ya taşındı. İnsanların refah seviyeleri yükselince Rönesans ve Reform hareketleri ile kilisenin baskısından kurtularak özgür düşünceye ( akıl ve bilim) önem verdiler. Böylece Avrupa’da Aydınlanma Çağı( Aklı ve bilimi esas alarak deney ve gözleme dayalı pozitif bilimler) başladı.

- SANAYİ İNKILABI
- 1730’DA maden ocaklarında yeraltı suları nedeniyle sürekli su baskınları oluşmaktaydı. Bu suyun çıkarılması sorununda çözüm arayan İngilizler suyu buharlaştırarak çıkarmayı başardılar. Bu problemin çözümünde oluşan buharın gücü keşfedilince gemilerde, trenlerde ve daha sonra da üretimde kullanılmaya başlandı. Böylece insanların yerini makineler aldı. Seri üretim başladı ancak Avrupa’da yeterli hammadde yoktu. Avrupalılar hammadde ihtiyaçlarını karşılamak ve ürettikleri ürünleri satmak için sanayi inkılabına ayak uyduramamış, geri kalmış ülkelerden temin etmek için sömürgelere başladılar ve bu yarış bütün Avrupa’ya yayıldı. Dünyanın pek çok yeri Avrupalıların sömürgesi haline geldi. ( Hammadde ve Pazar arayışı)
- Sömürge yarışı Avrupa’da rekabeti iyice kızıştırdı ve I. Dünya savaşına neden oldu.
Sanayi İnkılabının Osmanlı Devletine Etkileri

- Osmanlı Devleti 17. Yy’a kadar dünyanın en güçlü devleti olma unvanını korumuştur. Ancak bu yüzyıldan itibaren; Coğrafi keşiflerle Akdeniz limanları önemini kaybedince gümrük gelirlerini kaybetti.
- Bu kaybı engellemek için Avrupalı devletlere kapitülasyonlar verilmişse de zamanla kapitülasyonlar Osmanlı’ya zarar vermeye başladı.
- Sanayi inkılabına ayak uyduramadı, bu yarıştan geri kaldı ve Avrupalı devletlerin hammadde için gözünü diktiği verimli bir sömürge haline geldi.
- Kapitülasyonlar sayesinde Avrupa’nın ucuz malları ile rekabet edemeyen Osmanlı el atölyeleri üretimi durdurmak zorunda kaldı.
- Osmanlı ekonomisi kötüye gidince devlet yöneticileri Avrupalı devletlerden borç para almaya başladılar. Ancak devlet alınan paraları geri ödeyecek durumda değildi. Bunun üzerine Avrupalı devletler Osmanlı’dan alacaklarını tahsil etmek için devletin gelir kaynaklarına ek koyarak kendi alacaklarını tahsil etmek amacıyla Duyun’u Umumiye Teşkilatı’nı kurdular. Böylece Osmanlı Devleti ekonomik bağımsızlığının yanında Siyasi bağımsızlığına da zarar verdi.

FRANSIZ İHTİLALİ
- 1789’ da Fransa’da yoksulluktan, kralın baskısından ve haksızlıklardan bıkarak krala karşı bir isyan başlattılar. Bu olaya Fransız İhtilali denir. Fransız ihtilali ile adalet, özgürlük, insan hakları, milliyetçilik gibi bazı kavramlar dünyada hızlıca yayıldı.
- Ancak milliyetçilik kavramı her milletin kendi devletini kurmasını öngörüyordu. Bu da Osmanlı, Avusturya- Macaristan gibi çok uluslu devletlerin içindeki milletlerin isyan etmelerine neden oldu. Böylece I. Dünya Savaşı’nın diğer nedeni de ortaya çıktı.
- FRANSIZ İHTİLALİ’NİN OSMANLI DEVLETİ’NE ETKİLERİ
- 19. Yy’a kadar Osmanlının içinde huzur ve barış içerisinde yaşayan azınlıklar Fransız İhtilalinin etkisi ve Avrupalı devletlerin kışkırtmaları ile isyan etmeye başladılar.
- Osmanlı devlet adamları milliyetçilik isyanlarının etkisini azaltmak ve halkın devlete bağlılığını devam ettirmek için bazı haklar verdi. Bu haklar sırasıyla şunlardır:
- SENEDİ İTTİFAK (1808)
II. Mahmut’un ayanlarla imzaladığı anlaşmadır. İlk defa bir padişah kendi yetkilerini kısıtlamış ve ayanlar bazı ayrıcalıklar almışlardır.
- TANZİMAT FERMANI (1839)

Padişah Abdulmecid tarafından Gülhane parkında ilan edildi. Tüm halka verilmiş vatandaşların temel hakları anayasal güvenceye alınmasıdır. Bu fermanla, can mal güvenliği sağlandı. Vergilerin herkesin gelirine göre alınması kararlaştırıldı. Özel mülkiyet hakkı verildi.
- ISLAHAT FERMANI (1856)
Sadece azınlıklara verilen haklardır. Bu fermanla azınlıklar bedelini verip askerlikten muaf olabilecekler, gayrimüslimler lakap takılmayacak, vergide avantajlı olacaklardı. Bu haklarla azınlıklar Müslüman halktan daha üstün bir statüye gelmişler bu da Müslüman halkın devlete küsmesine neden olmuştur.
- I.MEŞRUTİYET (1876)
Jön Türkler denilen aydın kesimin baskısıyla ilan edildi, Kanuni Esasi (ilk Anayasa) kabul edildi ve meclis açıldı. Demokrasi yolunda atılan önemli bir adımdır. Halk ilk defa yönetime katılmıştır. Açılan meclis ikiye bölünüyordu. Birincisi üyelerini padişahın seçtiği ayan meclisi, ikincisi halkın seçtiği avam meclisidir. Bu şekilde dağılmanın önüne geçileceği düşünülse de tüm bu yeniliklere rağmen azınlıklar vazgeçmeyince ve Osmanlı- Rus Savaşı başlayınca padişah II. Abdülhamid yetkisini kullanarak meclisi feshetti.
- II. MEŞRUTİYET(1908)
Jön Türklerden sonra bu defa İttihat ve Terakki üyeleri gizliden örgütlenip II. Abdulhamit’e yeniden meclisi açtırdılar ve II. Meşrutiyet ilan edildi(1908). Yeniden açılan mecliste padişahın meclisi istediğinde kapatma yetkisi zorlaştı.
- 31 MART OLAYI (13 Nisan 1909)
II. Meşrutiyet ilan edildikten sonra meşruti yönetiminden memnun olmayan halk gösteriler yapmaya başladı.31 Mart ayaklanması denilen bu harekette İttihat ve Terakki Selanik’teki ordudan yardım istedi. Mahmut Şevket Paşa komutasında ve Mustafa Kemal’in kurmay başkanlığını yaptığı Hareket ordusu İstanbul’a gelip isyanı bastırdı. Padişah Abdülhamid tahttan indirildi ve yerine Mehmet Reşad getirildi.
- DAĞILMAYI ÖNLEMEK İÇİN ORTAYA ATILAN FİKİR AKIMLARI
- Osmanlıcılık
Osmanlının içinde yaşayan dili, dini, ırkı, milliyeti ne olursa olsun herkesin eşit olacağı bir Osmanlı üst kültürü ile yaşamasını öngörmüştür. Ancak Tanzimat ve Islahat fermanlarının ilan edilmesine rağmen Balkanlardaki azınlıkların isyan etmeleri ile bu fikir akımı geçerliliğini yitirmiştir.
- İslamcılık (Ümmetçilik)

Bu fikir akımına göre tüm İslam milletleri Halife’nin liderliğinde bir bayrak altında toplanırsa devlet yeniden eski güce ulaşılacaktı. Ancak I. Dünya Savaşı’nda Şerif Hüseyin liderliğinde bazı Arap toplulukları İngilizlerle işbirliği yapıp Osmanlı’ya karşı savaşınca bu fikir akımı da geçerliliğini yitirdi.
- Türkçülük(Turancılık)

Bazı devlet adamları Türk milletinin milli bir devlet haline gelmesini düşünmüşlerdir.( Kurtuluş Savaşı bu ilke doğrultusunda planlanmış ve yapılmıştır.) ancak bazı düşünürler de Orta Asya’ya varana dek bütün Türkleri bir bayrak altında toplamayı düşünmüşlerdir. Buna da Turancılık denir.
- Batıcılık
Bazı aydınlar ve devlet adamlarına göre batının biliminin, teknolojisinin örnek alınıp ülkemizin modernleştirilmesi gerekiyordu. Bu fikir Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasından sonra da önemsenmiş ve birçok inkılap yapılmıştır.